Deniz
New member
UNESCO
+1
İşte burada “Dîvân-ı Lugâti’t-Türk ne demek?” sorusunun cevabı zihnimizde biraz değişmeye başlıyor.
Başta sadece bir kitap adıydı.
Şimdi ise bir dönemin hafızası gibi görünmeye başlıyor.
Kadınların ve Erkeklerin Dünyasına Dair Notlar
Dîvân’ı okurken bizi ilgilendiren başka bir konu da toplum hayatının izleridir.
Bir sözlükte insanların gündelik hayatını nasıl görebiliriz?
Aslında çok kolay.
İnsanların kullandığı kelimelere bakarak.
Akrabalık ifadeleri, hayvan adları, savaşla ilgili kavramlar, tarım, ticaret, doğa, ev hayatı, sosyal ilişkiler, yiyecekler, giysiler ve daha pek çok alan dilin içinde iz bırakır.
Arslan bu kelimeleri bir tabloya yerleştiriyor.
“Bunlar bize toplumun ekonomik yapısı hakkında fikir verebilir.”
Ayça başka bir sayfaya bakıyor.
“Şunlar da insanların birbirleriyle ilişkilerini gösteriyor.”
Arslan başını sallıyor.
“Yani sen insanları görüyorsun, ben sistemi.”
Ayça gülümsüyor.
“İkisini birleştirince tarih daha anlaşılır oluyor.”
Bence Dîvân’a bakmanın en güzel yollarından biri de budur.
Tarihi yalnızca hükümdarlar, savaşlar ve tarihler üzerinden okumamak.
Bir toplumun nasıl konuştuğuna bakmak.
Neye isim verdiğini görmek.
Hangi davranışları atasözleriyle öğütlediğini incelemek.
Hangi durumları şiirlerle anlattığını düşünmek.
Çünkü toplumsal hafıza yalnızca saraylarda tutulmaz.
Bazen bir kelimenin içinde saklanır.
“Dîvân” Kelimesi Neden Önemli?
Kitabın adındaki “Dîvân” kelimesi de ayrıca düşündürücü.
Bugün “divan” denildiğinde aklımıza Divan edebiyatı veya şiir mecmuaları gelebilir.
Fakat tarihsel bağlamda dîvân kelimesi yalnızca şiir kitabı anlamına gelmez. Bir derleme, kayıt ve düzenlenmiş eser fikrini de çağrıştırır.
Bu nedenle “Dîvânu Lugâti’t-Türk” başlığını modern Türkçeyle kabaca “Türk dillerinin kapsamlı söz varlığı derlemesi” şeklinde düşünmek, eserin niteliğini daha iyi kavramamıza yardımcı olur.
TDK kaynaklarında da eser, yalnızca sözlük olarak değil; Türk dilinin söz varlığı, kültürel unsurları, toplumsal yapısı ve tarihî hafızasını yansıtan temel kaynaklardan biri olarak değerlendirilir.
Türk Dil Kurumu
Tek Bir Kitap, Binlerce Kelime ve Bir Medeniyetin İzleri
Burada hikâyeye biraz ara verip önemli bir ayrıntıya değinmek gerekiyor.
Dîvân’ın günümüze ulaşan nüshası, İstanbul’daki Millet Kütüphanesi’nde bulunan yazmadır. TDK kaynaklarında bu nüsha Arap harfleriyle kayıtlı bir yazma eser olarak tanımlanıyor ve eserdeki kelime varlığı üzerine yapılan çalışmaların binlerce maddeyi kapsadığı görülüyor.
Türk Dil Kurumu
Bu kadar büyük bir çalışmanın arkasında yalnızca masa başında sözlük hazırlama fikri olduğunu düşünmek haksızlık olur.
Kâşgarlı’nın farklı Türk topluluklarına ait dil malzemelerini derlemesi, dönemin coğrafyasını ve insanlarını anlamaya çalışması, kelimeleri karşılaştırması ve bunları Arapça açıklamalarla sistemleştirmesi çok daha büyük bir çalışma ortaya çıkarmıştır.
Üstelik bugün araştırmacılar hâlâ bu eserin üzerinde çalışıyor.
Türk Dil Kurumu tarafından 2026 yılında yayımlanan, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün yazılışının 950. yılı dolayısıyla hazırlanan uluslararası sempozyum bildirileri de eserin tarihî seyir, söz varlığı, lehçeler, çok dillilik, dil etkileşimi ve Türk sözlükçülüğü bakımından hâlâ araştırma konusu olduğunu gösteriyor.
Türk Dil Kurumu
Yani yaklaşık bin yıl önce yazılmış bir kitap, bugün hâlâ yeni sorular üretiyor.
Peki “Türk Dilleri Sözlüğü” Demek Yeterli mi?
Bence hayır.
Bu çeviri yanlış değildir ama eksiktir.
Çünkü “sözlük” dediğimizde eserin kültürel boyutu kaybolabiliyor.
Dîvân, bir kelime hazinesi olduğu kadar bir gözlem defteridir.
Bir dil atlasıdır.
Bir kültür kaydıdır.
Bir etnografik belgedir.
Bir tarih kaynağıdır.
Aynı zamanda Türkçenin farklı kollarını ve kullanım biçimlerini karşılaştırmaya yarayan önemli bir dil araştırmasıdır.
Kâşgarlı’nın yaptığı şeyin bugün modern bir karşılığını düşünürsek, bir kişinin aynı anda sözlükçü, dil araştırmacısı, saha araştırmacısı ve kültür gözlemcisi gibi çalıştığını söyleyebiliriz.
Elbette modern akademik yöntemlerle 11. yüzyıl yöntemlerini birebir eşitlemek doğru olmaz.
Ancak çalışmanın kapsamı gerçekten dikkat çekicidir.
Hikâyenin Sonunda Sorulan Asıl Soru
Akşamın sonunda Arslan kitabı kapatıyor.
“Şimdi anladım,” diyor.
“Neyi?”
“Dîvân-ı Lugâti’t-Türk sadece Türkçe kelimeleri Arapça açıklayan bir kitap değilmiş.”
Ayça masadaki haritaya bakıyor.
“Peki sence asıl yaptığı ne?”
Arslan biraz düşünüyor.
“Bir toplumun dilini kaydederken aslında o toplumun hafızasını da kaydetmiş.”
Ayça başını sallıyor.
“Belki de bu yüzden hâlâ okuyoruz.”
İşte benim bu konudan çıkardığım en önemli sonuç bu.
Bir kelimeyi kaydetmek, bazen bir insanı kaydetmektir.
Bir atasözünü kaydetmek, bir düşünme biçimini korumaktır.
Bir ağız özelliğini kaydetmek, bir topluluğun sesini geleceğe taşımaktır.
Bir harita çizmek ise insanların yalnızca nerede yaşadığını değil, dünyayı nasıl algıladığını da anlamaya yardımcı olabilir.
Dîvân-ı Lugâti’t-Türk adı bu yüzden bana artık yalnızca “Türk dilleri sözlüğü” demiyor.
Bana, “Türk dünyasının dil yoluyla tutulmuş büyük bir hafızası” fikrini çağrıştırıyor.
Ve belki bugün kendimize sormamız gereken soru da şu:
Bin yıl sonra bizim kullandığımız hangi kelimeler, bugünkü hayatımız hakkında insanlara ipucu verecek?
Telefonlarımızda yazdığımız mesajlar mı?
Sosyal medyada kullandığımız ifadeler mi?
Günlük konuşmalarımız mı?
Yoksa bugün önemsiz gördüğümüz bazı kelimeler mi?
Kâşgarlı Mahmud’un yaptığı çalışmayı değerli kılan şeylerden biri de tam burada ortaya çıkıyor: O, kendi çağının sıradan görünen dil malzemesine geleceğin gözünden bakmayı başarmıştı.
Bugün Dîvânu Lugâti’t-Türk’e baktığımızda yalnızca 11. yüzyıl Türkçesini değil, o kelimelerin arkasındaki insanları da görmeye çalışıyoruz.
Ve belki de bin yıl önce yazılmış bir sözlüğün bize verdiği en modern ders şu:
Bir toplumun geçmişini anlamak istiyorsanız, yalnızca savaşlarına ve hükümdarlarına değil, günlük hayatta kullandığı kelimelere de kulak verin.
Çünkü tarih bazen büyük taş yapılarda değil, tek bir kelimenin içinde yaşamaya devam eder.
Kaynak Notları
Mustafa S. Kaçalin, “Dîvânü Lugâti’t-Türk”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Eserin amacı, yazılış tarihi, düzeni ve dil özellikleri hakkında temel başvuru kaynağıdır.
TDV İslâm Ansiklopedisi
Ömer Faruk Akün, “Kâşgarlı Mahmud”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Kâşgarlı’nın hayatı, dil araştırmaları ve farklı Türk topluluklarıyla ilgili çalışmaları konusunda başvurulan kaynaklardan biridir.
TDV İslâm Ansiklopedisi
UNESCO, Diwan Lughat al-Turk (Compendium of the Turkic Dialects). Eserin dil, etnografya ve haritacılık bakımından önemi ile UNESCO Dünya Belleği Kütüğü’ndeki yeri hakkında bilgi verir.
UNESCO
Türk Dil Kurumu, Yazılışının 950. Yılında Uluslararası Dîvânu Lugâti’t-Türk Sempozyumu Bildirileri. Eserin günümüzdeki dil, kültür, sözlükçülük ve tarih araştırmalarındaki önemine ilişkin güncel akademik çerçeveyi gösterir.
Türk Dil Kurumu
+1
İşte burada “Dîvân-ı Lugâti’t-Türk ne demek?” sorusunun cevabı zihnimizde biraz değişmeye başlıyor.
Başta sadece bir kitap adıydı.
Şimdi ise bir dönemin hafızası gibi görünmeye başlıyor.
Kadınların ve Erkeklerin Dünyasına Dair Notlar
Dîvân’ı okurken bizi ilgilendiren başka bir konu da toplum hayatının izleridir.
Bir sözlükte insanların gündelik hayatını nasıl görebiliriz?
Aslında çok kolay.
İnsanların kullandığı kelimelere bakarak.
Akrabalık ifadeleri, hayvan adları, savaşla ilgili kavramlar, tarım, ticaret, doğa, ev hayatı, sosyal ilişkiler, yiyecekler, giysiler ve daha pek çok alan dilin içinde iz bırakır.
Arslan bu kelimeleri bir tabloya yerleştiriyor.
“Bunlar bize toplumun ekonomik yapısı hakkında fikir verebilir.”
Ayça başka bir sayfaya bakıyor.
“Şunlar da insanların birbirleriyle ilişkilerini gösteriyor.”
Arslan başını sallıyor.
“Yani sen insanları görüyorsun, ben sistemi.”
Ayça gülümsüyor.
“İkisini birleştirince tarih daha anlaşılır oluyor.”
Bence Dîvân’a bakmanın en güzel yollarından biri de budur.
Tarihi yalnızca hükümdarlar, savaşlar ve tarihler üzerinden okumamak.
Bir toplumun nasıl konuştuğuna bakmak.
Neye isim verdiğini görmek.
Hangi davranışları atasözleriyle öğütlediğini incelemek.
Hangi durumları şiirlerle anlattığını düşünmek.
Çünkü toplumsal hafıza yalnızca saraylarda tutulmaz.
Bazen bir kelimenin içinde saklanır.
“Dîvân” Kelimesi Neden Önemli?
Kitabın adındaki “Dîvân” kelimesi de ayrıca düşündürücü.
Bugün “divan” denildiğinde aklımıza Divan edebiyatı veya şiir mecmuaları gelebilir.
Fakat tarihsel bağlamda dîvân kelimesi yalnızca şiir kitabı anlamına gelmez. Bir derleme, kayıt ve düzenlenmiş eser fikrini de çağrıştırır.
Bu nedenle “Dîvânu Lugâti’t-Türk” başlığını modern Türkçeyle kabaca “Türk dillerinin kapsamlı söz varlığı derlemesi” şeklinde düşünmek, eserin niteliğini daha iyi kavramamıza yardımcı olur.
TDK kaynaklarında da eser, yalnızca sözlük olarak değil; Türk dilinin söz varlığı, kültürel unsurları, toplumsal yapısı ve tarihî hafızasını yansıtan temel kaynaklardan biri olarak değerlendirilir.
Türk Dil Kurumu
Tek Bir Kitap, Binlerce Kelime ve Bir Medeniyetin İzleri
Burada hikâyeye biraz ara verip önemli bir ayrıntıya değinmek gerekiyor.
Dîvân’ın günümüze ulaşan nüshası, İstanbul’daki Millet Kütüphanesi’nde bulunan yazmadır. TDK kaynaklarında bu nüsha Arap harfleriyle kayıtlı bir yazma eser olarak tanımlanıyor ve eserdeki kelime varlığı üzerine yapılan çalışmaların binlerce maddeyi kapsadığı görülüyor.
Türk Dil Kurumu
Bu kadar büyük bir çalışmanın arkasında yalnızca masa başında sözlük hazırlama fikri olduğunu düşünmek haksızlık olur.
Kâşgarlı’nın farklı Türk topluluklarına ait dil malzemelerini derlemesi, dönemin coğrafyasını ve insanlarını anlamaya çalışması, kelimeleri karşılaştırması ve bunları Arapça açıklamalarla sistemleştirmesi çok daha büyük bir çalışma ortaya çıkarmıştır.
Üstelik bugün araştırmacılar hâlâ bu eserin üzerinde çalışıyor.
Türk Dil Kurumu tarafından 2026 yılında yayımlanan, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün yazılışının 950. yılı dolayısıyla hazırlanan uluslararası sempozyum bildirileri de eserin tarihî seyir, söz varlığı, lehçeler, çok dillilik, dil etkileşimi ve Türk sözlükçülüğü bakımından hâlâ araştırma konusu olduğunu gösteriyor.
Türk Dil Kurumu
Yani yaklaşık bin yıl önce yazılmış bir kitap, bugün hâlâ yeni sorular üretiyor.
Peki “Türk Dilleri Sözlüğü” Demek Yeterli mi?
Bence hayır.
Bu çeviri yanlış değildir ama eksiktir.
Çünkü “sözlük” dediğimizde eserin kültürel boyutu kaybolabiliyor.
Dîvân, bir kelime hazinesi olduğu kadar bir gözlem defteridir.
Bir dil atlasıdır.
Bir kültür kaydıdır.
Bir etnografik belgedir.
Bir tarih kaynağıdır.
Aynı zamanda Türkçenin farklı kollarını ve kullanım biçimlerini karşılaştırmaya yarayan önemli bir dil araştırmasıdır.
Kâşgarlı’nın yaptığı şeyin bugün modern bir karşılığını düşünürsek, bir kişinin aynı anda sözlükçü, dil araştırmacısı, saha araştırmacısı ve kültür gözlemcisi gibi çalıştığını söyleyebiliriz.
Elbette modern akademik yöntemlerle 11. yüzyıl yöntemlerini birebir eşitlemek doğru olmaz.
Ancak çalışmanın kapsamı gerçekten dikkat çekicidir.
Hikâyenin Sonunda Sorulan Asıl Soru
Akşamın sonunda Arslan kitabı kapatıyor.
“Şimdi anladım,” diyor.
“Neyi?”
“Dîvân-ı Lugâti’t-Türk sadece Türkçe kelimeleri Arapça açıklayan bir kitap değilmiş.”
Ayça masadaki haritaya bakıyor.
“Peki sence asıl yaptığı ne?”
Arslan biraz düşünüyor.
“Bir toplumun dilini kaydederken aslında o toplumun hafızasını da kaydetmiş.”
Ayça başını sallıyor.
“Belki de bu yüzden hâlâ okuyoruz.”
İşte benim bu konudan çıkardığım en önemli sonuç bu.
Bir kelimeyi kaydetmek, bazen bir insanı kaydetmektir.
Bir atasözünü kaydetmek, bir düşünme biçimini korumaktır.
Bir ağız özelliğini kaydetmek, bir topluluğun sesini geleceğe taşımaktır.
Bir harita çizmek ise insanların yalnızca nerede yaşadığını değil, dünyayı nasıl algıladığını da anlamaya yardımcı olabilir.
Dîvân-ı Lugâti’t-Türk adı bu yüzden bana artık yalnızca “Türk dilleri sözlüğü” demiyor.
Bana, “Türk dünyasının dil yoluyla tutulmuş büyük bir hafızası” fikrini çağrıştırıyor.
Ve belki bugün kendimize sormamız gereken soru da şu:
Bin yıl sonra bizim kullandığımız hangi kelimeler, bugünkü hayatımız hakkında insanlara ipucu verecek?
Telefonlarımızda yazdığımız mesajlar mı?
Sosyal medyada kullandığımız ifadeler mi?
Günlük konuşmalarımız mı?
Yoksa bugün önemsiz gördüğümüz bazı kelimeler mi?
Kâşgarlı Mahmud’un yaptığı çalışmayı değerli kılan şeylerden biri de tam burada ortaya çıkıyor: O, kendi çağının sıradan görünen dil malzemesine geleceğin gözünden bakmayı başarmıştı.
Bugün Dîvânu Lugâti’t-Türk’e baktığımızda yalnızca 11. yüzyıl Türkçesini değil, o kelimelerin arkasındaki insanları da görmeye çalışıyoruz.
Ve belki de bin yıl önce yazılmış bir sözlüğün bize verdiği en modern ders şu:
Bir toplumun geçmişini anlamak istiyorsanız, yalnızca savaşlarına ve hükümdarlarına değil, günlük hayatta kullandığı kelimelere de kulak verin.
Çünkü tarih bazen büyük taş yapılarda değil, tek bir kelimenin içinde yaşamaya devam eder.
Kaynak Notları
Mustafa S. Kaçalin, “Dîvânü Lugâti’t-Türk”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Eserin amacı, yazılış tarihi, düzeni ve dil özellikleri hakkında temel başvuru kaynağıdır.
TDV İslâm Ansiklopedisi
Ömer Faruk Akün, “Kâşgarlı Mahmud”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Kâşgarlı’nın hayatı, dil araştırmaları ve farklı Türk topluluklarıyla ilgili çalışmaları konusunda başvurulan kaynaklardan biridir.
TDV İslâm Ansiklopedisi
UNESCO, Diwan Lughat al-Turk (Compendium of the Turkic Dialects). Eserin dil, etnografya ve haritacılık bakımından önemi ile UNESCO Dünya Belleği Kütüğü’ndeki yeri hakkında bilgi verir.
UNESCO
Türk Dil Kurumu, Yazılışının 950. Yılında Uluslararası Dîvânu Lugâti’t-Türk Sempozyumu Bildirileri. Eserin günümüzdeki dil, kültür, sözlükçülük ve tarih araştırmalarındaki önemine ilişkin güncel akademik çerçeveyi gösterir.
Türk Dil Kurumu