Deioces kimdir ?

Akilli

New member
Deioces kimdir? Bir kraldan çok daha fazlasını anlatan eski bir hikâye

Antik tarih denildiğinde çoğumuzun aklına Persler, Roma, Mısır ya da Yunan şehirleri geliyor. Oysa bugünkü İran coğrafyasının tarihinde Perslerden önce önemli bir güç olarak ortaya çıkan Medler var. İşte Deioces, bu Medlerin adı en fazla tartışılan ilk hükümdarı olarak karşımıza çıkıyor. Fakat Deioces'i ilginç yapan yalnızca "ilk Med kralı" olarak anılması değil. Onun hakkında anlatılan hikâyede adalet, güvenlik, merkezi yönetim, şehirleşme, iktidarın nasıl meşrulaştırıldığı ve hatta hükümdarın halktan neden uzak tutulduğu gibi bugün bile tartıştığımız konular bulunuyor.

Üstelik burada önemli bir sorun var: Deioces hakkında bildiklerimizin büyük bölümü, olaylardan birkaç yüzyıl sonra yaşamış olan Yunan tarihçi Herodotos'un anlatısından geliyor. Encyclopaedia Iranica da Herodotos'un anlatısının Doğu kaynaklarından gelen unsurlarla Yunan sözlü geleneğinin karışımını taşıdığını ve bütünüyle tarihsel açıdan güvenilir kabul edilemeyeceğini özellikle vurguluyor.

Yani Deioces'i incelerken iki soruyu aynı anda sormak gerekiyor: "Gerçekte ne oldu?" ve "Antik insanlar bu hikâyeyi neden böyle anlattı?"

Deioces'in hayatı hakkında ne biliyoruz?

Deioces'in adı Yunanca kaynaklarda "Dēïókēs" biçiminde geçiyor. Encyclopaedia Iranica, bu ismin Eski İran dillerindeki bir adla bağlantılı olduğunu ve Asur kaynaklarında görülen "Daiukku" adıyla karşılaştırıldığını belirtiyor. Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor: Deioces ile Asur belgelerindeki Daiukku'nun kesin olarak aynı kişi olduğu kanıtlanmış değil. Bu benzerlik tarihçiler açısından ilgi çekici bir ihtimal, fakat kesin kimlik tespiti olarak sunulmamalı.

Herodotos'a göre Deioces, Medlerin dağınık topluluklar halinde yaşadığı bir dönemde ortaya çıktı. Her topluluğun kendi yöneticisi vardı ve merkezi bir otorite bulunmuyordu. Herodotos'un anlatısında bu dönem ciddi bir düzensizlik ve adaletsizlik ortamı olarak tasvir ediliyor.

Deioces'in yükselişi de tam burada başlıyor.

Önce kendi yaşadığı bölgede adil bir yargıç gibi davranıyor. İnsanlar arasında çıkan anlaşmazlıkları çözüyor ve verdiği kararlarla güven kazanıyor. Ünü yayıldıkça daha fazla insan onun hakemliğine başvuruyor. Ardından Deioces bir noktada bu görevden çekiliyor. Herodotos'a göre bunun sonucunda yeniden düzensizlik ortaya çıkıyor. Medler sonunda merkezi bir kral seçmeleri gerektiğine karar veriyor ve Deioces'i hükümdar olarak seçiyorlar.

Herodotos, Deioces'in 53 yıl hüküm sürdüğünü söyler. Ancak modern tarihçiler bu rakamı ve hükümdarlık tarihlerini kesin kabul etmiyor. Encyclopaedia Iranica, Deioces'in hükümdarlığının muhtemelen MÖ 7. yüzyılın ilk yarısının önemli bir bölümünü kapsadığını, fakat kesin tarihler vermenin mümkün olmadığını belirtiyor. Farklı araştırmacılar birbirinden oldukça farklı kronolojiler önermiş durumda.

Dolayısıyla internette sıkça görülen "Deioces MÖ 700-678 arasında kesin olarak hüküm sürdü" gibi ifadeler fazla kesin. Akademik açıdan daha doğru yaklaşım, onun tarihsel varlığının ve Medlerle ilişkisinin tartışmalı noktaları bulunduğunu kabul etmektir.

Deioces neden önemliydi? Asıl mesele adalet değil, merkezi otoriteydi

Deioces hikâyesini yalnızca "iyi bir hâkim kral oldu" şeklinde okumak bence eksik kalıyor.

Hikâyenin altında çok daha önemli bir siyasi dönüşüm var: dağınık topluluklardan merkezi bir krallığa geçiş.

Encyclopaedia Iranica'nın Medler hakkındaki çalışmaları, Medlerin MÖ 9. yüzyıldan itibaren Asur kaynaklarında görüldüğünü ve uzun süre çok sayıda küçük siyasi oluşum halinde yaşadıklarını gösteriyor. Örneğin Asur kralı III. Şalmaneser'in MÖ 835 tarihli kaydında Medler 27 bağımsız prensin yönetiminde gösteriliyor.

Bu veri önemli çünkü Herodotos'un anlattığı "dağınık Med topluluklarının tek kral altında birleşmesi" temasının tamamen havadan uydurulmuş olamayabileceğini düşündürüyor. Fakat bunun doğrudan Deioces tarafından gerçekleştirildiğini kanıtlayan çağdaş bir Med yazıtımız yok.

Burada tarih ile yorum arasındaki çizgiyi korumak gerekiyor.

Pratik açıdan bakıldığında Deioces'in hikâyesi bir devlet kurma problemi anlatıyor: Güvenilir bir yargı sistemi olmadan toplumda düzen sağlanabilir mi? İnsanlar neden merkezi bir otoriteye ihtiyaç duyar? Bir yöneticiye yetki verildiğinde bu yetkinin sınırları nasıl belirlenecek?

Bugün anayasa hukuku, siyaset bilimi ve kamu yönetimi alanlarında tartışılan soruların çok eski bir versiyonunu burada görüyoruz.

Ekbâtana ve yedi duvar meselesi: Tarih mi, efsane mi?

Deioces denildiğinde en meşhur konulardan biri Ekbâtana'dır. Antik Yunancada Ecbatana olarak geçen şehir, günümüzde İran'ın Hemedan kentiyle özdeşleştiriliyor.

Bu bağlantı oldukça güçlü. Encyclopaedia Iranica, tarihsel ve arkeolojik açıdan Ecbatana'nın modern Hemedan'la özdeşleştirilmesinin güvenli olduğunu belirtiyor. Hemedan'daki Tepe Hegmatana/Tell Hagmatana çevresinde yapılan araştırmalarda Med ve Ahameniş dönemlerine ait kerpiç duvar kalıntıları da ortaya çıkarılmıştır.

Fakat burada çok ilginç bir ayrıntı var.

Herodotos, Deioces'in Ecbatana'yı yedi iç içe duvardan oluşan dev bir şehir olarak kurduğunu anlatır. Her duvarın mazgallarının farklı renkte olduğunu, merkezde kralın sarayı ve hazinesinin bulunduğunu söyler. Hatta dış duvarın çevresinin Atina'nın çevresine yakın olduğunu ileri sürer.

Kulağa son derece etkileyici geliyor. Ancak arkeoloji bu anlatının bütün ayrıntılarını doğrulamış değil.

Hatta Encyclopaedia Iranica, Hemedan'daki antik kalıntıların modern şehir tarafından büyük ölçüde örtülmesi nedeniyle eski Ecbatana'nın yapısının tam olarak ortaya çıkarılmasının zor olduğunu belirtiyor.

Bu yüzden "Deioces kesin olarak yedi renkli yedi duvar yaptırdı" demek yerine "Herodotos böyle anlatıyor ve bu anlatının bazı unsurlarının gerçek bir tahkimat geleneğine dayanması mümkün" demek daha bilimsel.

Peki Deioces gerçekten tarihteki ilk Med kralı mıydı?

Burada cevap biraz can sıkıcı ama daha dürüst: Bunu kesin biçimde söylemek mümkün değil.

Deioces geleneksel olarak Med hanedanının kurucusu ve ilk kralı kabul edilir. Ancak çağdaş Med yazılı kaynakları elimizde olmadığı için onun siyasi rolünü doğrudan doğrulayamıyoruz. Encyclopaedia Iranica'nın Medler üzerine çalışması, Med tarihinin önemli bölümünün belirsiz kaldığını ve Deioces'in özellikle ilk döneminin kaynaklar açısından problemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Üstelik Med dilinden günümüze ulaşmış kapsamlı metinler de bulunmuyor. Encyclopaedia Iranica, Medcenin daha çok başka dillerdeki özel isimler ve sınırlı sayıdaki kelimeler üzerinden bilindiğini, dönemden günümüze güvenilir bir Med edebiyatı veya idari arşiv kalmadığını belirtiyor.

Bu durum bize tarih araştırmasının çok önemli bir ilkesini gösteriyor: Kaynak yokluğu, olayın hiç yaşanmadığını kanıtlamaz; fakat kesin konuşmamızı da engeller.

Deioces'in "adalet kralı" imajı nasıl okunmalı?

Deioces'in en ilginç taraflarından biri, siyasi iktidarın "adalet" üzerinden kurulmasıdır.

Herodotos'un anlatısında insanlar Deioces'i önce kral olduğu için değil, adil karar verdiği için tercih ediyor. Bu, modern siyasi meşruiyet kavramıyla ilginç biçimde ilişkilendirilebilir.

Bir yönetici yalnızca güçlü olduğu için mi yönetir, yoksa insanlar onun yönetimini meşru gördüğü için mi güçlüdür?

Deioces anlatısında cevap ikisinin birleşimi gibi görünüyor. Önce toplumsal güven kazanılıyor, sonra bu güven siyasi yetkiye dönüştürülüyor.

Fakat hikâyenin ikinci tarafı daha da düşündürücü.

Deioces kral olduktan sonra halkla doğrudan temasını azaltıyor. Herodotos'a göre kendisini sarayında tutuyor, çevresinde muhafızlar bulunduruyor ve insanların onunla doğrudan görüşmesini zorlaştırıyor. Ayrıca yönetim mekanizmasını gözetleme ve haber alma sistemiyle güçlendiriyor. Encyclopaedia Iranica bunu daha sonraki Ahameniş dönemindeki "kralın gözleri ve kulakları" uygulamasıyla karşılaştırıyor.

Yani hikâyede ilginç bir dönüşüm var:

Önce "insanların arasında bulunan adil hâkim", daha sonra "insanlardan uzak duran güçlü hükümdar".

Bence Deioces anlatısının asıl tartışmaya değer noktası tam burası.

Erkeklerin ve kadınların bakış açıları neden aynı olmak zorunda değil?

Bu konuyu cinsiyet üzerinden konuşurken "erkekler şöyledir, kadınlar böyledir" gibi genellemeler yapmak kolay ama bilimsel açıdan sağlıklı değil. İnsanların Deioces'e bakışını belirleyen şey çoğu zaman cinsiyetten ziyade yaş, eğitim, siyasi görüş, tarih bilgisi ve konuya kişisel ilgisi olabilir.

Bununla birlikte forum tartışmasında farklı öncelikleri görünür kılmak faydalı olabilir.

Örneğin daha sonuç odaklı yaklaşan bir okur Deioces'in şu tarafıyla ilgilenebilir: Dağınık siyasi yapı nasıl merkezi bir sisteme dönüştü? Güvenlik nasıl sağlandı? Hükümdarın bilgi toplama mekanizması nasıl çalışıyordu? Ecbatana'nın siyasi merkez haline gelmesi ekonomik ve askerî açıdan ne kazandırmış olabilir?
 
Üst