Peygamberlerin sözlerine ne denir ?

Deniz

New member
Zaman geçtikçe sözler farklı insanlardan insanlara aktarılmış, hadis âlimleri de rivayetleri çeşitli açılardan incelemişti. Bu nedenle bugün bir hadis kitabında bir rivayeti görmek, onun bağlamını, kaynağını ve sıhhat değerlendirmelerini dikkate almadan rastgele paylaşmak anlamına gelmemelidir.

Peki Diğer Peygamberlerin Sözleri?

Tam burada Kerem önemli bir soru sordu:

“Başta ‘peygamberlerin sözleri’ dedik. Ama anlattıklarımız özellikle Hz. Muhammed’in sözleriyle ilgili. Diğer peygamberlerin sözlerine de hadis mi deniyor?”

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Murat bu kez hızlı cevap vermedi.

“İşte sorunun en önemli noktası bu olabilir.”

İslâmî terminolojide “hadis” denildiğinde esas olarak Hz. Muhammed’in söz, fiil ve takrirlerine ilişkin rivayetler anlaşılır. Diğer peygamberlerin Kur’an’da aktarılan sözleri ise doğrudan “hadis” kavramıyla sınırlanmaz.

Kur’an’da Hz. İbrahim’in, Hz. Musa’nın, Hz. Nuh’un, Hz. İsa’nın ve diğer peygamberlerin sözlerinden örnekler bulunur. Fakat bunları “hadis” kelimesinin teknik anlamıyla Hz. Peygamber’in hadisleriyle aynı kategoriye koymak doğru olmaz.

Zeynep bu ayrımı şöyle özetledi:

“Demek ki soruyu tam olarak sorarsak: ‘Hz. Muhammed’in sözlerine ne denir?’ Cevap olarak hadis veya daha özel biçimde kavlî hadis ve kavlî sünnet diyebiliriz.”

“Peki ‘peygamberlerin sözleri’ genel olarak?”

“Bu durumda daha dikkatli konuşmak gerekir. Çünkü peygamberlerin sözlerinin Kur’an’da aktarılanları ile Hz. Muhammed’in hadis literatüründe nakledilen sözleri aynı kavramsal kategori değildir.”

Bu küçük ayrım, aslında dinî bilgi öğrenirken neden kaynak ve terminolojiye dikkat etmemiz gerektiğini gösteriyordu.

Kavlî, Fiilî ve Takrirî: Üç Ayrı Pencere

Ertesi gün Murat tahtaya üç sütun çizdi.

Birinci sütunun başına “Kavlî” yazdı.

“Peygamberimizin söylediği sözler.”

İkinciye “Fiilî” yazdı.

“Yaptığı davranışlar.”

Üçüncüye “Takrirî” yazdı.

“Bir sahâbînin huzurunda yaptığı bir davranışı veya söylediği bir sözü görüp, buna karşı çıkmaması ve onaylaması.”

TDV İslâm Ansiklopedisi de takrirî sünneti, Hz. Peygamber’in huzurunda gerçekleşen veya kendisine aktarılan bir söz ya da fiili yasaklamaması/onaylaması bağlamında açıklıyor.

Kerem tahtaya baktı.

“Bunların üçü de aynı şeyi anlatmıyor.”

“Elbette anlatmıyor,” dedi Elif. “Ama birlikte düşününce Peygamberimizin örnekliğinin sadece sözlerden oluşmadığını görüyoruz.”

Zeynep ekledi:

“Belki de modern dünyada en çok unuttuğumuz nokta bu. Bir insanın ne söylediğini bilmek başka, nasıl yaşadığını bilmek başka.”

Murat başını salladı.

“Ve başkalarının davranışlarına verdiği tepki de başka.”

Böylece başlangıçta tek kelimelik cevap bekleyen dört arkadaş, aslında üç farklı pencerenin önünde durduklarını fark etti.

Bir Sözün Sadece Anlamını Değil, Bağlamını da Okumak

Hikâyenin bu kısmında bence hepimizin kendimize sorması gereken bir soru var:

Bir sözü bağlamından koparırsak, gerçekten o sözü anlamış olur muyuz?

Günümüzde sosyal medya bu konuda büyük bir kolaylık sağlıyor. Bir hadis birkaç saniye içinde binlerce kişiye ulaşabiliyor. Ancak aynı hız, yanlış aktarımların da yayılmasına neden olabiliyor.

Bazen bir sözün kime ait olduğu belli olmadan paylaşılması, bazen zayıf veya uydurma bir rivayetin sahihmiş gibi aktarılması, bazen de bir hadisin söylendiği şartlar dikkate alınmadan yorumlanması ciddi anlam karmaşalarına yol açabiliyor.

Hadis ilminin yüzyıllar boyunca geliştirdiği yöntemlerin değerini burada daha iyi anlayabiliriz.

Bir rivayetin kaynağını sormak güvensizlik değil, aksine bilgiye duyulan saygıdır.

“Bu söz nerede geçiyor?”

“Kim rivayet etmiş?”

“Kaynakta nasıl aktarılmış?”

“Âlimler bu rivayeti nasıl değerlendirmiş?”

“Bağlamı ne?”

Bunlar sorulması gereken sorulardır.

Kütüphaneden Çıkarken

Dört arkadaş o gece kütüphaneden çıkarken yağmur durmuştu.

Sokak lambalarının altında kaldırım taşları parlıyordu.

Kerem gülerek:

“Başlangıçta cevabın ‘hadis’ olduğunu düşünüyordum,” dedi.

Murat:

“Yanlış değildi.”

“Şimdi ise biraz eksik olduğunu düşünüyorum.”

Zeynep çantasını omzuna taktı.

“Bence doğru cevap kadar doğru soruyu sormayı da öğrendik.”

Elif son bir kez notlarına baktı.

“Ben başka bir şey öğrendim.”

“Ne?”

“Bir sözün geçmişten bugüne ulaşması, yalnızca mürekkebin hikâyesi değil. İnsanların hafızasının, güveninin, emeğinin ve birbirine aktardığı bilginin hikâyesi.”

Kimse hemen cevap vermedi.

Çünkü cümle, gecenin sessizliğinde biraz daha anlam kazanmıştı.

Sonuç: Peygamberlerin Sözlerine Ne Denir?

Sorunun kısa ve teknik cevabı şöyle özetlenebilir:

Hz. Muhammed’in (s.a.s.) sözlerine hadis denir; daha özel bir sınıflandırmayla bu sözler kavlî hadis veya kavlî sünnet olarak adlandırılır. Sünnet genel olarak kavlî, fiilî ve takrirî şeklinde üç ana başlık altında ele alınır. Diyanet kaynaklarında da “kavlî sünnet” doğrudan Hz. Peygamber’in sözleri olarak açıklanmaktadır.

Ancak “peygamberlerin sözleri” ifadesi bütün peygamberleri kapsayacak şekilde kullanıldığında biraz daha dikkatli olmak gerekir. Çünkü hadis terimi özellikle Hz. Muhammed’e nispet edilen rivayetler için kullanılan teknik bir kavramdır. Diğer peygamberlerin Kur’an’da aktarılan sözleri ise Kur’an ayetleri içinde yer alan peygamber anlatımlarıdır.

Bu nedenle bir yerde “Peygamberimizin sözlerine ne denir?” sorusunu görürseniz hadis, daha teknik bir ifadeyle kavlî hadis veya kavlî sünnet cevabını verebilirsiniz.

Ama belki asıl önemli soru bundan sonra başlıyor:

Bir sözü kimin söylediğini öğrendikten sonra, onu gerçekten anlamak için başka nelere bakmalıyız?

Sizce günümüzde hadisleri öğrenirken en çok ihmal edilen şey kaynak, bağlam, anlam yoksa uygulama mı?

Belki de bu sorunun cevabı, başlangıçtaki tek kelimelik cevaptan çok daha uzun bir sohbeti hak ediyor.

Kaynak notu: Kavlî, fiilî ve takrirî sünnet ayrımı için Diyanet yayınları ve TDV İslâm Ansiklopedisi’nin ilgili maddeleri esas alınmıştır. Özellikle kavlî sünnetin Hz. Peygamber’in sözleri anlamında kullanıldığı Diyanet kaynaklarında açıkça belirtilmektedir.
 
Üst