Hz İsa neden Allah'a baba dedi ?

Akilli

New member
[color=]Hz. İsa ve Baba: Bir İlişkinin Derinlikleri[/color]

Merhaba sevgili forumdaşlar, bugünkü yazımda sizlere çok özel ve derin bir soruyu hikâye şeklinde anlatmak istiyorum. Bu, bir insanın Tanrı’yla olan ilişkisini ve o ilişkinin nasıl bir anlam taşıdığını sorgulayan bir konu. Hepimiz duymuşuzdur: "Hz. İsa neden Allah’a Baba dedi?" Bu soru, insanı düşündürmeye iten, derinlemesine cevaplar aradığımız bir meseledir. Beni bu konuya doğru yönlendiren, geçmişte okuduğum bir yazıydı. Yazıyı okurken, Hz. İsa’nın Tanrı’yla ilişkisini anlamaya çalışırken, aslında kendi ilişkilerimi de sorgulamaya başladım. Ve bir gün, bu soruyu anlamak için kendimce bir hikâye yazmaya karar verdim. İşte size bu hikâye... Umarım siz de bu derinlikli soruyu düşünürken, biraz olsun kendi kalbinizde bir iz bırakır.

[color=]Bir Aşk Hikâyesi: Baba ve Oğul[/color]

Bir zamanlar, sıcak ve huzurlu bir köyde, bir baba ve oğlu yaşarmış. Baba, köyün en bilge insanı, oğul ise hayata dair birçok sorusu olan genç bir adammış. Oğul, her sabah babasının yanında oturur, hayatın anlamını, Tanrı’yı ve evrenin sırlarını öğrenmeye çalışırmış. Baba, oğluna her zaman şu şekilde seslenirmiş: "Gel, seni bir adım daha yaklaştırayım, o büyük sırrı anlamaya."

Baba, oğlunun merakını hiç kırmaz, sabırla cevaplar verir, bazen de sessizce yanında durur, her şeyin zamanla anlaşılacağını söylerdi. Bir gün oğul, bir sabah babasının yanına gelir ve bir soruyla gelir: "Baba, Tanrı’yı nasıl bilmeliyim? O, bizden uzak mı, yoksa bizimle mi?" Baba, derin bir nefes alır ve oğluna bakarak cevap verir: "Oğlum, Tanrı bizimle, her zaman yanımızda. Ama O’nu bulmak için kalbimizi ve ruhumuzu temizlemeliyiz. O’nu tanımak, bazen Hissetmek, bazen de sessiz kalmaktır."

Oğul, babasının söylediklerinden hala bir şey tam olarak anlayamaz. Ama bir yandan da baba, oğlunun kalbinde bir şeyler bırakıyordur.

[color=]Bir Gün, Bir Söz: 'Baba'[/color]

Bir gün, oğul büyük bir krizle karşı karşıya kalmış. Köyün diğer insanları ona inanmaz, söyledikleri çokça eleştirilirmiş. O, gerçekten doğru olanı savunmaya çalışırken, bazen yalnız kalır, bazen de insanlar onu anlamazlarmış. Oğul, bir gece, her zamankinden daha çok yorgun düşer. O gün çok kaybı olur, içinde hissettiği yalnızlıkla birlikte, gökyüzüne bakar ve Tanrı’ya seslenir: "Baba, neden bu kadar yalnızım? Neden bu kadar zorlayıcı bir yol yürümeliyim?" İşte o an, içinden bir ses yükselir ve fısıldar: "Çünkü O'na yaklaşıyorsun, evlat. O'nu anlamak ve O'nunla birleşmek, senin yolculuğundur."

Ertesi sabah, oğul bu sözleri duyduğunda çok farklı bir hisse bürünür. Kendi içindeki tanrısal gücü keşfeder. Tanrı'yı sadece uzakta, gökyüzünde bir yerde değil, her zaman yanında ve her anında olduğunu hisseder. O andan sonra, Tanrı’yı 'Baba' olarak anmaya başlar. Çünkü artık o, babasının bilge sözlerinden çok daha fazlasını öğrenmiştir: Tanrı, gerçek anlamda bir Baba’dır. O, bazen sessiz kalmayı, bazen konuşmayı ama her zaman yanında olmayı bilendir.

[color=]Bir Anlayış: Erkeklerin Stratejik ve Kadınların Empatik Bakış Açıları[/color]

Oğul, Baba’sına olan bağlılığını ve güvenini her geçen gün daha derinden hissederken, çevresindeki dünyayı da daha farklı görmeye başlar. Erkekler genellikle stratejik düşünür, adım adım çözüm arar ve bazen duygusal yönleri göz ardı edebilirler. Oğul da başlangıçta Tanrı’yı bir hedef, bir güç olarak görür. Ama zamanla, Babasına duyduğu sevgiyi anlamaya başladığında, Tanrı’yı bir otorite değil, bir sevgi kaynağı olarak algılar.

Kadınlar ise genellikle ilişki ve empati odaklıdır. Bir kadının bakış açısı, duygusal derinliği ve kalbiyle bağlantılıdır. Baba ve oğul arasındaki ilişkiyi anlayan ve buna empatik bir bakış açısıyla yaklaşan kadınlar, Tanrı’yı sevgi dolu ve anlayışlı bir Baba olarak kabul edebilirler. Tanrı’nın "Baba" olmasının anlamı, sadece bir fiziksel varlık değil, aynı zamanda kalpteki sıcaklık, derin anlayış ve sınırsız bir kabuldür.

Kadınlar bu noktada, Tanrı’yla olan ilişkinin, bir sevgi ilişkisi olduğunu hissederler. Bir kadının, Tanrı’yı "Baba" olarak kabul etmesi, yalnızca güçlü bir inanç değil, aynı zamanda çok derin bir sevgi ve anlayışın ürünüdür. Tanrı, Baba olarak, insanın kalbindeki en derin duygulara dokunur, ve kadınların bu duygusal derinliğe olan bağlantısı, onların Tanrı’yla olan ilişkilerini daha güçlü kılar.

[color=]Sonuç: Baba, Oğul ve İnsanlık[/color]

Hikâyemizde olduğu gibi, Tanrı’yı "Baba" olarak görmek, yalnızca dini bir terim değildir; bu, kalpteki bir çağrıdır. Tanrı, her zaman bizimle olmasa da, biz ona yaklaştıkça, O’nu daha yakın hissederiz. Oğul, Babasına duyduğu sevgiyi ve güveni fark ettikçe, Tanrı’yı "Baba" olarak anmayı tercih eder. Çünkü "Baba", sadece bir otorite değil, sevgiyi, güveni, sıcaklığı ve anlayışı simgeler.

Sizler, Tanrı’yı nasıl görüyorsunuz? Onun Baba olma sıfatı sizin için ne ifade ediyor? Tanrı’yla olan ilişkinizde bir benzerlik ya da farklılık var mı? Hep birlikte bu hikâyeye nasıl bağlanabiliriz, düşüncelerinizi merakla bekliyorum!